Skip links
Amerika'da ticari sözleşme önemi

Amerika’da Ticari Sözleşme Neden Önemlidir?

Amerika Birleşik Devletleri pazarına ürün veya hizmet sunan şirketler için ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği, hukuki altyapının sağlamlığı ile doğru orantılıdır. Örneğin beklenen bir ödemenin gecikmesi ya da hiç yapılmaması, birçok girişimcinin karşılaştığı ciddi bir risk olarak ortaya çıkar. Elinizde yalnızca bir fatura olması ve muhatabınızın iletişim kurmaktan kaçınması, işinizi hukuki açıdan savunmasız bırakır. Amerika’da ticari sözleşme olmadan ticari faaliyette bulunmak, adeta fırtınalı bir denize pusulasız açılmak gibidir.

Yaygın bir kanının aksine, ticari anlaşmaların yalnızca bir formalite olduğu düşüncesi, Amerikan hukuk sisteminin sözleşmelere atfettiği merkezi rolle bağdaşmamaktadır. Bu yazımızda, ABD’deki ticari faaliyetlerde sözleşmelerin neden vazgeçilmez bir hukuki enstrüman olduğunu ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken temel prensipleri ele alacağız.

Sözleşme: Bir Formalite Değil, Ticaretin Temeli

Birçok girişimci sözleşmeyi “güvene dayalı iş ilişkilerinde gereksiz bir formalite” olarak görebilir. Oysa sözleşme, ticari faaliyetin temelini oluşturur. Yazılı bir sözleşme, tarafların hak ve yükümlülüklerini net biçimde ortaya koyarak hukuki güvence sağlar ve muhtemel uyuşmazlıkların önünü büyük ölçüde keser.

Yazılı bir delilin bulunmadığı hallerde, hak talepleri ikincil hukuki yollara dayanmak zorunda kalır. Bu durumda mahkemenin önündeki temel soru, “Taraflardan biri sözleşme hükümlerini ihlal etti mi?” olmaktan çıkar ve “Taraflar arasında icra edilebilir bir anlaşma mevcut muydu ve bu anlaşmanın koşulları nelerdi?” şeklindeki, ispatı çok daha zor olan bir meseleye dönüşür. Yazılı bir sözleşme ise, tarafların iradelerini net bir şekilde ortaya koyan ve yoruma yer bırakmayan temel referans belgesidir.

Hakimlerin Yaklaşımı: “Four Corners” Doktrini

Amerikan mahkemelerinde bir uyuşmazlık gündeme geldiğinde, hakim tarafların niyetlerini veya geçmişteki konuşmalarını değil, yalnızca sözleşmenin “dört köşe”si içinde yazılı olan hükümleri dikkate alır. Bu yaklaşım, öngörülebilirliği artırır ve ticari ilişkilerde belirsizlikleri ortadan kaldırır.

Sözleşme metninin açık ve anlaşılır olduğu durumlarda, tarafların anlaşma öncesi gerçekleştirdiği müzakereler, e-posta yazışmaları veya şifahi beyanlar gibi harici deliller (extrinsic evidence) sözleşmeye kıyasla daha sınırlı şekilde dikkate alınır. Belge, tarafların nihai ve eksiksiz iradesini yansıtan yegâne kaynak olarak kabul edilir. Bu ilkenin amacı, ticari işlemlere öngörülebilirlik ve hukuki istikrar kazandırmaktır. Tarafları, anlaşma anında tüm önemli koşulları yazılı olarak netleştirmeye teşvik ederek, ileride ortaya çıkabilecek öznel yorum ve ihtilafları en aza indirmeyi hedefler.

Caydırıcı Bir Araç Olarak Sözleşme

Amerika’da ticari sözleşme sahibi olmanın birincil fonksiyonlarından biri, potansiyel anlaşmazlıkları dava aşamasına gelmeden önlemesidir. ABD’de ticari dava süreçlerinin (litigation) maliyet yükü oldukça yüksektir. Avukatlık ücretlerine ek olarak, dava öncesi delil toplama (discovery), yeminli ifade alma (depositions) ve uzman tanık (expert witness) gibi masraflar, sürecin maliyetini önemli ölçüde artırabilir.

Bu bağlamda, sözleşmeye eklenecek bazı hükümler, karşı taraf için önemli bir caydırıcılık unsuru teşkil eder:

  • Vekâlet Ücreti Maddesi: Amerikan hukukunda herkes kendi avukatlık ücretini öder. Ancak sözleşmeye eklenecek “davayı kaybeden taraf, kazanan tarafın makul masraflarını karşılar” hükmü, haksız olan tarafın dava açma veya ödeme yapmaktan kaçınma ihtimalini ciddi biçimde azaltır.
  • Temerrüt Faizi: Yasal faiz oranlarının düşük olması nedeniyle alacaklılar zarar görebilir. Sözleşmeye yüksek oranlı bir temerrüt faizi konulması, ödemeyi geciktirmeyi mali açıdan anlamsız hale getirir.

Uygulamada bu tip maddelerin karşı taraf için oldukça caydırıcı olduğunu gözlemlemekteyiz.

Şablonlar ve Yapay Zeka Neden Yeterli Değil?

Günümüzde internetten indirilen şablonlar veya yapay zeka araçları cazip görünebilir. Ancak ticari sözleşmeler, her iş modeline özgü stratejik düzenlemeler gerektirir. Hazır şablonlar:

  • İşe özgü riskleri kapsamaz,
  • Eyalet bazlı farklılıkları dikkate almaz,
  • Hukuki sorumluluk üstlenmez,
  • Yanlış bir güven duygusu yaratabilir.

Dolayısıyla, bu araçlar bir belge üretir ancak sizi koruyan stratejik bir kalkan sunmaz.

Sonuç: Sözleşme Bir Gider Değil, Yatırımdır

Amerika’da ticari sözleşmeler, bir maliyet unsuru değil, işinizi güvence altına alan en kârlı yatırımdır. Nasıl ki sağlık için düzenli kontrol yaptırmak ileride büyük sorunların önüne geçiyorsa, profesyonelce hazırlanmış bir sözleşme de sizi yüksek maliyetli davalardan, zaman kaybından ve itibar kaybından korur.

Sağlam bir sözleşme, hukuki koruma sağlamanın ötesinde; ticari ilişkiye öngörülebilirlik kazandırır, finansal riskleri yönetir ve taraflar arasında dengeli bir hukuki zemin oluşturur. Bu nedenle, ABD’de sürdürülebilir ticari başarı hedefleyen her girişimin, faaliyetlerini mutlaka profesyonelce hazırlanmış sözleşmelerle güvence altına alması esastır.

Amerika’daki Hukuki Destekçiniz

Onal Gallant Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimize Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hukuki süreçlerinde rehberlik ediyoruz. Göçmenlik, ticaret hukuku, Amerika’ya yatırım, fikri mülkiyet ve gayrimenkul hukuku üzerine odaklanan ekibimiz, İngilizce, Türkçe, Arapça, İspanyolca ve Rusça dillerinde akıcı hizmet vermektedir.

This website uses cookies to improve your web experience.